Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Açık
İstanbul
24°C
Açık
Paz 25°C
Pts 27°C
Sal 25°C
Çar 25°C

Yaş ve Hastalıklara Göre Beslenme Önerileri Nelerdir?

Yaş ve Hastalıklara Göre Beslenme Önerileri Nelerdir?

Yaş ve Hastalıklara Göre Beslenme Önerileri Nelerdir?

Beslenme düzeni kişilerin hayatlarında günlük ihtiyacı olan enerjiyi karşılamak ve hem fiziksel hem de ruhsal anlamda sağlıklı olma halinin devamını sağlamak için oldukça önemlidir. Günümüzde yaşam şekillerinin de değişmesinden kaynaklanan beslenme düzeni bozuklukları sıkça karşımıza çıkmaktadır ve aslında günümüzdeki sağlık problemlerin büyük bir çoğunluğu da bu beslenme düzeninin değişmesinden kaynaklanmaktadır.

Bu beslenme şekilleri kişiden kişiye değişmektedir. Beslenme düzeninin şekillenmesinde kişinin yaşı ve fiziksel özellikleri, genetik faktörler, hastalık durumu, alerji durumu ve yaşam tarzı büyük önem taşır. Kişiye uygun olan beslenme düzeninin belirlenmesi gerekir ve sonrasında bu düzene uygun şekilde yaşamak kişinin hayat kalitesini belirgin şekilde arttırır.

Kişilerde beslenme ile ilgili bilinmesi gereken genel bazı faktörler bulunur ve bunların bilinmesi oldukça önemlidir. Bu faktörler ışığında ise belirlenmiş bazı öneriler bulunur.

Beslenme Önerileri

Kişinin kilo değerlendirmesi yapıldığında ilk bakılması gereken faktörler arasında yer alan faktör bel/kalça oranıdır. Bel ölçüsünün kalça ölçüsüne oranı olarak tanımlanabilecek bu faktör erkeklerde 0.90’dan yüksek; kadınlarda ise 0.85’ten yüksek olmamalıdır aksi takdirde obezite ve diğer hastalıklara yakalanma açısından riskli bir durum mevcut demektir.

En çok tartışılan ve oldukça önemli olan konu ise içilmesi gereken su miktarıdır ve bu da elbette kişinin fiziksel özelliklerine göre farklılık göstermektedir. Kişinin içmesi gereken su miktarı temel olarak kilogram başına 30 mililitre olarak bilinir. Mesela 75 kg olan birinin günlük içmesi gereken su miktarı da 75×30 ml hesabından 2250 ml olarak söylenebilir.

Kış aylarında önem kazanan bir diğer konu ise bağışıklık sisteminin güçlü tutulması için nasıl bir beslenme şeklinin belirlenmesi gerektiğidir. Bilindiği üzere c vitamini etkili bir bağışıklık sistemi güçlendirici ve kuvvetli bir antioksidandır. Özellikle kış aylarında c vitamini yönünden zengin beslenmek oldukça önemlidir. C vitamini yönünden en zengin besin ise kapya biber olarak bilinir.

Diyabet hastalarının sıkça yaptığı bir hata vardır. Bu hata da şeker oranlarının daha az olduğu düşünüldüğü için bu kişilerin genelde ekşi meyveleri tatlı meyvelere oranla daha sık tüketmeleridir. Tahmin edilenin aksine ekşi meyveler tatlı meyvelerden daha az şeker içermez hatta en şekerli meyvelerden biri limondur.
Domates içerdiği likopen sayesinde antioksidan seviyesi en yüksek besinlerden biridir. Bu nedenle beslenme düzeninde bol miktarda yer verilmelidir.

Ananas bromelain içerir ve bu sayede de kişilerin ödem atmasına yardımcı olur. Ananas bu etkisiyle obezite riskini düşürür.
Uyku düzeni de aslında beslenme şekliyle oldukça yakından ilişkilidir. Günde 5 saatten az uyuyanlar ile normal uyku süresini tamamlayanlar kıyaslandığında az uyuyanların ortalama olarak 300 kalori daha fazla aldıkları görülmüştür.

Toplumda bitkisel ürünlerin hiçbir zararı olmadığına dair olan görüş oldukça yanlıştır. Her ‘’bitkisel’’ olarak nitelendirilen ürün gerçekten bitkisel olmayabilir hem de bitkisel olduğu halde sağlıklı olduğu söylenemeyecek bitkisel ürünler de vardır. Hatta doğru dozda alınmadıkları durumlarda bitkisel ürünler karaciğer, böbrek yetmezliklerine sebep olabilir.

Vitamin- mineral takviyesi yapılmadan önce kan değerlerini ölçtürmekte fayda vardır çünkü bilinçsiz şekilde fazladan kullanılan bu takviyeler bazı organlarda birikerek toksik etki oluşturabilir.
Diyetlerde genelde yapılan hatalardan biri olan yeterli düzeyden daha düşük düzeylerde karbonhidratlı beslenme şekli ruh halinde ani değişimlere sebep olabilir.

Diyetisyenlerin de sıkça önerdiği beslenme şekillerinden olan protein içeriği yönünden yüksek olan besinler ile beslenme tokluk hissini arttırır, kişilerin daha zor acıkmasını sağlar. Bu protein yönünden zengin besinlere et, tavuk, balık, peynir, yumurta, kuru baklagiller örnek verilebilir.

Diyetlerde dengeli beslenmenin oldukça önemli olduğundan bahsedilir bu nedenle vücuda sağlıklı yağların yeterli düzeylerde alımı da gereklidir. Bu konuda kuruyemişlerden yardım almakta fayda vardır çünkü kuruyemişler vücudumuz için sağlıklı yağ kaynakları olarak bilinirler. Kuruyemişlerin ara öğünlerde yeterli düzeylerde tüketilmesi şekerin dengelenmesini sağlar böylece diyabete yakalanma riskini düşürür. Kuruyemişler aynı zamanda çok düşük miktarları yüksek kalori içerdiğinden kilo alma problemi olan kişiler için de iyi bir alternatiftir.

Hamile ve emzirenlerde bitki çayı kullanımı hekime danışılması gereken bir konudur. Yeşil çay gibi bazı çayların kullanımı zararlı olabilmektedir.
Alkol metabolize olmadan direk kana karıştığı için göbek yağlanmasının ilk sebeplerindendir.
Daha iyi bir yaşam için; öğünlerde sağlıklı tabak modeli örnek alınmalıdır; tabağın yarısı vitamin ve mineraller ile dolu olan sebze, çeyreği karbonhidrat yönünden zengin olan ekmek ve tahıllar, diğer çeyreği ise protein içeriği yönünden zengin olan et, yumurta, kuru baklagiller, kabuklu kuruyemişler, süt ve süt ürünleri içermelidir.
Beslenme şekillerinin düzenlenmesinde dikkat edilmesi gereken en önemli faktörlerden biri yaştır. Dikkat edilmediği takdirde kişide gelişim problemlerine veya önemli sağlık problemlerine yol açabilmektedir.

Yaş Aralığına Göre Öneriler

Yeterli kas kütlesi için;

1-12 yaşındakiler için; protein miktarı kilogram başına 1-1.5 g arası olmalıdır.
12-18 yaşındakiler için; protein miktarı kilogram başına 0.8-1.2 g arası olmalıdır.
18-25 yaşındakiler için; protein miktarı kilogram başına 0.8-1 g arası olmalıdır.
25-50 yaşındakiler için; protein miktarı kilogram başına 0.6-1 g arası olmalıdır.
50 yaşın üzerindekiler için; protein miktarı kilogram başına 0.8-1.2 g arası olmalıdır.

50 yaşın üzerindeki bireylerde özellikle de menopoza girmiş olan kadınlarda kemik erimesi problemi oldukça sık görülür. Bu nedenle beslenmede kalsiyum yönünden de zengin olan süt ve süt ürünlerinin tüketimi günlük en az 3 porsiyon şeklinde olmalıdır. Bu kişilerin aynı zaman D vitamini yönünden zengin besinleri sıklıkla tüketmeleri önerilir.

  • Büyüme gelişme çağındaki bireylerde kas ve kemik sağlığının yerinde olması amacıyla günlük süt ve süt ürünlerinin tüketimi en az 4 porsiyon olmalıdır.
  • 12-18 yaş aralığındaki özellikle erkek çocuklarının içerdiği yüksek östrojen sebebiyle paketli gıda tüketimi haftada en fazla 3 ile sınırlandırılmalıdır. Paketli gıdalar aynı zamanda ileriki süreçte obezite, kalp- damar hastalıkları gibi birçok hastalığa yol açmaktadır.
  • 1 yaşından küçük olan bebeklere alerjen olduğu için bal verilmesi sakıncalıdır.
  • Bebeklerde ilk 6 ay beslenme şekli sadece anne sütüyle olmalıdır.

Beslenme düzeni belli kronik rahatsızlığı olan kişiler için oldukça dikkat edilmesi gereken bir konudur. Kullanılan ilaçların etkisini arttırabilen, bu ilaçların olası yan etkilerinden koruyabilen, kişideki rahatsızlığı tetikleyebilen veya bu rahatsızlığın iyileşmesi yönünde ilaçlı tedaviye katkı sağlayabilen bazı besinler vardır. Bunları göz önünde bulundurmakta fayda vardır.

Hastalıklarda Öneriler

  • Diyabeti olan hastalar şeker içeriğinin yüksek olması nedeniyle meyve porsiyonunu günlük 2 porsiyon ile sınırlandırmalıdır.
  • Gebeler haftada en az 2 kez balık tüketmelidir. Balıklarda omega 3 miktarı yüksektir ve hem anne hem de anne karnındaki bebeğin sağlıklı gelişimi için oldukça önem taşır.
  • Hipertansiyon hastaları içerdiği yüksek sodyum sebebiyle haftada 3’den fazla maden suyu tüketmemelidir, bu doğrultuda hipertansiyon hastalarının tuz tüketimi de oldukça önemlidir.
  • Sigarayı bırakmaya çalışan kişilerde greyfurt ve patlıcan tüketimi nikotin isteğini azaltır ve kişiye bu doğrultuda yardımcı olur.
  • Kabızlık problemi çeken kişiler için günlük lif tüketiminin arttırılması gereklidir. Bu kişiler bu süreçte beslenme düzenine tam tahıllılar, kuru baklagiller, brokoli karnabahar gibi sebzeleri ekleyebilir.
  • Kanser hastalarında antioksidan yönünden yüksek içeriğe sahip olmaları nedeniyle günlük sebze meyve porsiyonu toplam 5-6 olmalıdır.
  • Mide rahatsızlıkları olanlar bu rahatsızlığın tetiklenmemesi amacıyla çiğ meyve sebze tüketimini günde 2 porsiyon ile sınırlandırmalılardır.
  • Böbrek hastalıkları bulunan kişilerdeki protein tüketimi sağlık profesyonellerinin takibinde olmalıdır.
  • Kolesterol ve kan yağlanması olan bireylerde sağlıksız yağların tüketimi oldukça sakıncalıdır bu nedenle tereyağı, kuyruk yağı, iç yağ ve margarin kullanılmamalıdır.
  • Kalp ritim bozukluğuna sahip bireylerde kalp ritmini hızlandırıcı etkisi olabildiği için kafein tüketimi sınırlandırılmalıdır.
  • Kahve, bitki çayları, çikolata gibi gıdalar fazla tüketildiğinde migreni tetikleyebilir bu sebeple migren hastalarında bu gıdaların tüketimi sınırlandırılmalıdır.
  • İshal hastalarında bol su, pirinç, patates, muz elma gibi besinler beslenmeye eklenmelidir. İshal nedeniyle fazla mineral kaybı gibi bir durum söz konusuysa mineral suların beslenmeye eklenmesinde de fayda vardır.
  • Kansızlığa sahip bireylerde demir emiliminin en yüksek seviyede olması için etin yanında mutlaka c vitamini içeren meyve suları veya sebzeler de bulunmalıdır. Antioksidan özelliği yüksek olan c vitamini demirin emilimini arttırıcı özellik gösterir.
  • Karaciğer rahatsızlıklarında yağlanmaya yol açtığı için alkol tüketimi sınırlandırılmalıdır.
  • Sivilce gibi deri problemleri olan bireylerin yağ açısından oldukça zengin olan kuruyemişlerin, paketli gıdaların tüketimini sınırlandırması gereklidir.
  • İştahsızlık problemi olan kişilerde kısa sürede doygunluk olmaması adına öğünlerin yanında veya öğünlerden kısa bir süre önce sıvı tüketimi yapılmamalıdır.
  • Emziren kadınlarda dereotu tüketimi süt kalitesini arttırır.
  • Tiroid hastalarında selenyum içeren gıdaların (kuruyemişler) tüketimi arttırılmalıdır.

Selenyum tiroid hormonlarını düzenleyici etki gösterir ve ilaçla yapılan tedaviden daha iyi etki alınmasını sağlar.
Size uygun beslenme düzeninin belirlenmesi için sağlık profesyonellerine danışmayı ihmal etmeyin!

Yaş ve Hastalıklara Göre Beslenme Önerileri Nelerdir 2

Yaş ve Hastalıklara Göre Beslenme Önerileri Nelerdir? hakkında çeşitli detayları paylaştığımız içeriğimizin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Bu ve bunun gibi içeriklerin devamı için bizleri takipte kalın.

Sağlık | İnterGez

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.