Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Gök Gürültülü
İstanbul
29°C
Gök Gürültülü
Pts 32°C
Sal 32°C
Çar 33°C
Per 34°C

Belirli Seçimler Arasına Sıkışan Özgür İnsan

Belirli Seçimler Arasına Sıkışan Özgür İnsan
06.06.2021
A+
A-

Belirli Seçimler Arasına Sıkışan Özgür İnsan

Seçim yapmak, seçim yapma özgürlüğüne sahip olmak. Gerçekten özgür müyüz? Evet, seçim yapma hakkımız var ama sadece bize dayatılan seçenekler arasından seçim yapabiliriz. O halde yine de özgür müyüz? Yoksa tüm bunlar bir illüzyondan mı ibaret? Belki çok klasik olacak ama acaba bu, modern sistemin işlemesi için gerekli olan çarklardan bir tanesi mi?

Gelin size beni çok etkileye bir hikayeyi anlatayım (Sefiller – Victor Hugo). Bir adam varmış, bu adamın adı J’ymiş. J. isimli bu adam kız kardeşinin çocuklarını doyurmak için bir gün ekmek çalmak zorunda kalmış. Bu ekmeği çaldığı için de kürek cezasına çarptırılmış. Birkaç defa kaçma girişiminde bulunduğu için de cezası yaklaşık 19 yıl sürmüş. Cezasının bitmesinin ardından bir kasabaya gitmiş ve orada bir psikoposla karşılaşmış. Bu psikopos kimsenin kendisine göstermediği ilgiyi karşılıksız ve yargısız bir şekilde J’ye göstermiş. J. bundan çok etkilenmiş ama bu ilgiye rağmen J. psikoposun evinden gümüş yemek takımlarını çalmış. Polisler tarafından yakalanan J. psikopos ile yüzleştirilmek için psikoposun evine götürülmüş. Psikopos J’ye yine beklenmedik bir tepki ile yemek takımlarını kendisinin ona hediye ettiğini söylemiş ve “şamdanları da götürmeyi unutmuşsunuz” diyerek polisleri yanıltmış. Bu iyilik karşısından J. iyi ve dürüst bir insan olmaya karar verip başka bir kasabada ucuz mücevher imalatı yapmaya başlamış. Geçmişini gizlemiş, zenginleşmiş ve zenginleştirmiş. Kasaba halkını refaha kavuşturmuş. Ama her şey bu kadar güzel bir şekilde devam etmez. Bir polis tarafından geçmişi araştırılan J. tam tutuklanacakken J. ile aynı adı taşıyan bir başkası tutuklanmış.  Bunun üzerine polis J.’den özür dilemiş ve istifa etmek istemiş. Ancak J.’nin vicdanı bunu kabul etmemiş ve mahkemeye gidip gerçek J’nin kendisi olduğunu itiraf etmiş. İtiraf etmesiyle hapse atılan J. bir gün sonra firar etmiş ve hakkı olan parayı bankadan çekip saklamış. Fazla geçmeden yakalanmış ve hapse atılmış…

Hikayenin devamı tabii ki de var ama ben size sadece bir kısmını anlatmakla yetineceğim. Olayın olmasının ardında iki ayrı gazetede bu konu hakkında yazılar yazılır. Asıl mesele de burada yatmaktadır aslında. A gazetesi konuya daha ılımlı ve tarafsız yaklaşmaya çalışırken B gazetesi elinden geldiğince J.’yi yermeye, kötülemeye çalışır. Hatta bir zamanlar yardımına koştuğu insanlar bile arkasından ileri geri konuşmaya başlar. Yaptığı her iyilik ona bir zarar olarak döner.

Burada iyilik yapılmaması gerek, iyilik yaparsan bu şekilde kötülük görürsün gibi bir algı yaratmak istemiyorum. Asıl değinmek istediğim mevzu gazete yazılarıdır. 1800’lü yıllarda yazılmış olan bu hikaye aslından dikkatlice bakıldığında günümüzle ne kadar da benzerlik gösterdiğini görebilirsiniz. Her zaman bir taraf yaratılmaya çalışılır ve insanları sürekli olarak iki seçenek arasında bırakırlar. Hiçbir zaman üçüncü bir yol yoktur. Bir nevi Aristo’nun mantığıyla hareket edilir. Z. Bauman’a göre modernitenin mantığında da bu yatmaktadır. Bauman’a göre modernite her şeyi, her durumu ikili zıtlıklarla açıklamaya çalışır ve zıt olan taraflardan birini idealleştirirken diğer tarafı da yanlışlar. İşte B gazetesinde de tam olarak yapılan şey bu. Diğer ihtimaller göz önüne alınmadan sadece J.’nin kötü bir insan olduğunu düşünmek ve bunu karşı tarafa aksettirmek… Neye göre ve kime göre kötü bir insan? Ya da kötü bir insan olma kriterlerini belirleyen şeyler nelerdir? Hiç bunları düşünmeden hareket etmek, insanı tektipleştirmek.

Bu seçenekler günümüzde görsellik olarak çoğalmış olsa da mantık olarak hala iki seçenek olarak temelde var olmaktadır. Sosyal medya platformlarında bile sürekli anket yapılıp insanların bir şeyleri seçmesi beklenir. Mesela, hangi tarz müzikleri dinliyorsunuz, gibi sorular sorulup caz, pop, klasik, arabesk tarzı şıklar eklenir. Ve sizden tek bir şey seçmeniz istenir. Şu anki sistem sadece bunun üzerine kurulmuş gibi. Ben hepsini dinliyorum, gibi bir seçenek kolay kolay karşımıza çıkmıyor. Sanki birini seçip onda var olmamız gerekiyormuş gibi bir algı yaratıyorlar. Herhangi bir seçimde bulunmayan kişi ise değişik bakışlara maruz kalabiliyor. Çok boyutlu bir varlık olan insanı sadece bir şıkkı seçmekle kısıtlamak ne kadar mantıklı? Ben caz dinlerken klasikten de keyif alabilirim. Pop ile dans ederken arabeskle dertlenebilirim. Bana hitap edeni dinlemek, bende bazı duyguları uyandıran şarkılarda dolanmak için bir seçim yapmama gerek yok.

Bu konuyla ilgili Bozkurt Güvenç’in kitabından bir alıntı yapmak istiyorum.  Kültür ve Eğitim kitabında Bozkurt Güvenç, bir Japon’a “Çay mı yoksa kahve mi istersiniz?” diye sorarsanız size, “Yani birisini seçmek zorunda mıyım?” “ Hayır” diye cevap vereceğini söyler. “O zaman önce çay içelim, sonra kahveyi düşünürüm.” diyebileceğini söyler. Kısacası onlar için seçim yapmak, birini seçip diğerini yok saymak, elemek değildir. Bir seçeneğe “evet” demek ötekine “hayır” demek anlamına gelmiyor ya da “hayır” demeyi gerektirmiyor.

Tektipleştirmeye çalışmak, çok boyutlu olan insanı boğmaktır, onu ölüme terk etmektir. Evet, bazen bu şekilde seçim yapmak gerekebilir; ama her konuda her detayda insanı teke indirmek, onun bir insan olduğunu değil bir robot olduğunu kabul etmektir. Yani bu da demek oluyor ki hepimiz birer “özgür robotx”leriz. İşte modern sistemin tam olarak yapmaya çalıştığı şey budur: İnsanların özgür olduklarını düşünmelerini sağlamak. Asıl illüzyonda burada başlıyor aslında. Seçim yapabiliyor diye özgür olduğuna inanmak. Ama hangi şartlarda seçim yapmak ya da nasıl seçim yapmak? Seçim yapma özgürlüğü insan, tektipleştirmeye çalışılmadığında, sürekli olarak bir şey seçmesi ve ötekini elemesi gerekmediğinde başlar.

Belirli Seçimler Arasına Sıkışan Özgür İnsan

Sosyolog Meral Şahin

Sosyoloji | İnterGez

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.