Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Az Bulutlu
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Pts 21°C
Sal 24°C
Çar 22°C
Per 20°C

Secde Bölümü – Sahih-i Buhari

Secde Bölümü – Sahih-i Buhari

Secde Bölümü – Sahih-i Buhari

(Kur’ân ‘ın Secde Edilecek Yerlerine Âid Bâblar) [1]

1-…….Abdullah ibn Mes’ûd (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) Mekke’de iken Ve’n-Necmi Sûresi’m okudu da bunun sonunda sec­de yaptı. O’nunla beraber olanlar da, bir ihtiyar müstesna (mü’min ve müşrik) hep secdeye vardılar. O ihtiyar kimse de bir avuç çakıl veya toprak alıp alnına götürdü ve: Bu kadarı bana yeter, dedi. İşte o kimse ki, ben onu bundan sonra (Bedr’de) kâfir olarak öldürül­müş gördüm [2].

1- Es-Secde, Yani “Elîf Lâm Mîm. Tenzîlu’1-Kitâb” Süresinin Secdesi Babı

2-…….Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) cumua günü sabah namazında Elîf Lâm Mîm. Tenzîlul-kitâbi lâ reybefîhî min RabbVl-Âlemîn, yânî es-Secde Sûresi ile Hel-etâ ale’l-insâni… Sûresini okur idi[3],

2- Sad Süresi’ndeki Secde Babı

3-…….İbn Abbâs (R): Sâd Sûresi’ndeki secde, kat’iyetle emre­dilmiş secdelerden değildir. Hâlbuki ben Peygamber(S)’i, bu sûrede secde ederken görmüşümdür, dedi [4].

3- Ve’n-Necmi Süresi’ndeki Secde Babı

Bu sûredeki secdeyi İbn Abbâs, Peygamber(S)’den olmak üzere söyledi [5].

4-…….Abdullah ibn Mes’ûd (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) Ve’n-Necmi Sûresi’ni okudu da bitiminde secde etti. Oradaki topluluk­tan hiçbir ferd kalmayıp, muhakkak secde etti. O topluluktan bir kimse de bir avuç çakıl veya toprak aldı da onu yüzüne doğru yükseltti ve: Bu kadarı bana yeter, dedi. Yemîn olsun, ben o kimseyi sonra kâfir olarak öldürülmüş görmüşümdür [6].

4- Müşrik Kişi Pis ve Onun İçin Abdest Almak (Bahis Konusu) Olmadığı Halde, Müslümanların Müşriklerle Beraber Secde Etmeleri Babı[7]

Ve İbn Umer (R) abdestli olarak secde eder idi [8].

5-…….Bize Eyyûb, tkrime’den; o da îbn Abriâs(R)’tan tahdîs etti ki, o şöyle demiştir: Peygamber (S), Ve’n-Necmi Sûresi’ni oku­makla secde etti. Ve Peygamberce beraber müslümânlar da, müşrik­ler de, cinn de, ins de secde etti. (Buhârî dedi ki:) Ve bu hadîsi İbrâhîm ibnu Tahmân da Eyyûb’dan rivayet etmiştir [9].

5- Es-secde Süresi’ni Okuyup da Secde Etmeyen Kimse Babı [10]

6-…….Atâ, îbnû Kuseyt’a şöyle haber vermiştir: Kendisi Zeyd ibn Sâbit’e, en-Necm Sûresi’nin sonundaki sucûddan sormuş. Zeyd de Peygamber’in huzurunda Ve’n-Necmi Sûresi’ni okuduğunu ve Pey-gamber’in bu sûrede secde etmediğini söylemiştir.

7-…….Zeyd ibn Sabit (R): Ben Peygamber’in huzurunda Ve’n-Necmi Sûresi’ni okudum, fakat Peygamber (S) bu sûre(nin bitimin)de secde etmedi, demiştir [11].

6- “İzâ’s-semâu inşakkat” Süresindeki Secde Babı

8-…….Ebû Seleme (R) şöyle demiştir: Ben Ebû Hureyre(R)’nin, İzâ ‘s-semâu inşakkat sûresini okuyup secde ettiğini gördüm. Yâ Ebâ Hureyre, ben seni secde ederken görmedim mi? dedim. Ebû Hurey-re: Ben Peygamber(S)’i bu (sûrede) secde ederken görmeyeydim, secde etmezdim, dedi [12].

7- Okuyucunun Secde Etmesine Tabi’ Olarak Secde Eden Kimse Babı

Ibn Mes’ûd da henüz çocuk olduğu hâlde, huzurunda secde âyetini okuyan Temîm ibn Hazlem’e; Haydi, secdeye sen başla, çünkü bu secdede imamımız sensin, demiştir [13].

9-…….İbnUmer (R) şöyle demiştir: Peygamber (S), içinde sec­de âyeti bulunan sûreyi bize karşı okur ve secde ederdi. Biz de (O’na uyarak) secde ederdik. O kadar (kalabalık ve sıkışık bir hâlde secde ederdik) ki, bâzılarımız alnını koyacak yer bulamazdı [14].

8- İmam Secde Âyetini Okuduğu Zaman (Yer Darlığı ve Secde Edenlerin Çokluğundan Dolayı Secdede) İnsanların Kalabalık Edip Sıkışmaları Babı

10-……. İbn Umer (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) biz ya­nında olduğumuz hâlde secde âyetini okur ve secde eder, biz de O’-nunla beraber secde ederdik. Öyle ki bâzımız (yer darlığı ve çokluğumuzdan dolayı) alnı için üzerine koyup da secde edeceği bir yer bulamayacak kadar kalabalık edip sıkışırdık [15].

9- “Aziz ve Celik Olan Allah Tilavet Secdesini Vacib Kılmamıştır” Re’yinde (Görüşünde) Bulunan Kimse Babı [16]

Ve İmrân ibn Husayn’a: Bir kimse secdeyi dinlemek için oturmamış olduğu (yânî dinleyici olmadığı) hâlde

secdeyi işitirse (nasıl yapacak)? diye soruldu. îmrân:

Şayet o sûreyi dinlemek için oturmuş olaydı, ne düşünüyordun ki! dedi. (Buhârî dedi ki) İmrân bu sözü ile, dinlemek için oturan kimse üzerine secde etmeyi vâcib görmüyor gibidir [17].

Ve Selmân Fârisî: Biz bunu dinlemek maksadıyle gitmedik (binâenaleyh secde etmeyiz), demiştir [18].

Ve Usmân ibn Affân: Secde etmek ancak secde âyetini dinlemekte olana (yânî dinlemeyi kasdedip, ona kulak tutan kimseye) lâzım gelir, demiştir [19],

Ve İbn Şihâb ez-Zuhrî şöyle demiştir:

İnsan ancak temiz olması hâlinde secde eder. Eğer sen hazarda (yânî mukîm) iken secde edecek olursan,

kıbleye yönelir secde edersin. Eğer seferde binek üzerinde olursan secde sırasında kıbleye yönelmek

senin üzerine borç değil, yüzünün bulunduğu cihete (îmâ ile) secde edebilirsin [20].

Ve Sâib ibn Yezîd (82); kıssa anlatıcının okuduğu secde âyetinde secde etmez idi [21].

11-…….Bize Hişâm ibnu Yûsuf haber verdi. Onlara da. İbnu Cureyc haber verip şöyle demiştir: Bana Ebû Bekr ibnu Ebî Mıiı^y-ke, Usmân ibnu Abdirrahmân’dan; o da Rabîa ibnu Abdillah el-Hüdeyr et-Teymî’den olmak üzere haber verdi. -Ebû Bekr ibnu Ebî Muleyke: Rabîa insanların en hayırlılanndandır, demiştir.- Yânî ba­na Ebû Bekr, Usmân’dan; o da Rabîa’dan; Rabîa’nın Umer ibnu’l-Hattâb’ın meclisinde hazır bulunmuş olduğunun kıssasından olmak üzere haber verdi ki, Umer (R), bir cumua günü minber üzerinde en-NahI Sûresi’ni okumuş, nihayet secde âyetine geldiği zaman minber­den inip secde etmiş; insanlar da onunla beraber secde etmişler. Er­tesi cumua olduğu zaman Umer, o sûreyi yine okumuş, nihayet secde âyetine geldiği zaman: Ey insanlar, biz sucuda uğrayıp geçiyoruz. Bi­nâenaleyh her kim secde ederse, muhakkak sünnete icabet etmiş; doğru yapmıştır. Her kim de secde etmezse, ona da günâh,yoktur, demiş­tir [22]. Ve Umer (R), kendisi de secde etmemiştir.

Ve Nâfî\ İbn Umer’den olmak üzere bu rivayette şunu ziyâde etmiştir: Şübhesiz Allah Taâlâ (tilâvette) secde etmeyi farz kılmadı; istemekliğimiz müstesnadır [23].

10- Namaz İçinde Secde Âyetini Okuyup da, O Secde Âyeti Sebebiyle Hemen Secde Eden Kimse Babı

12-…….Ebû Râfi’ Nufey’ şöyle demiştir: Ben Ebû Hurfcyre’nin ardında yatsı namazını kıldım. Ebû Hureyrei/sö’s-.yemâi/ inşûkr kat sûresini okudu da, secde yerinde secde etti. Ben: Bu secde ne oluyor? diye sordum. O da: Ben Ebû’l-Kaasım(S)’ın arkasında bu sec­deyi yaptım. Binâenaleyh O’na kavuşuncaya kadar ben bu secde ye­rinde hep yapıp duracağım, dedi [24].

11- Kalabalık ve Sıkışıklıktan Dolayı Secde Etmek İçin Bir Yer Bulamayan Kimse Babı [25]

13-…….İbn Umer (R) şöyle demiştir: Peygamber (S), içinde sec­de âyeti bulunan sûreyi okur, secde ederdi. Biz de O’na uyarak secde ederdik. Hattâ bâzımız alnım koymak için bir yer bulamıyordu [26].


[1] el-Müstemlî nüshasında bu şekilde gelmiştir. Diğerlerinin rivayetlerinde “Bâbu mâ câe fî sucûdi’l-Kur’ân ve sünnetihâ (el-Asîlî’de: Ve sünnetihî) – Kur’ân’ın secdeleri ve tilâvet secdesinin sünnetliği hakkında gelen hadîsler babı” şeklin­dedir. Ebû Zerr nüshasında Besmele düşmüştür.

Kur’ân-ı Kerîm’in ondört veya onbeş yerinde okuyanın da, dinleyenin de secde etmesi gereken Secde âyetleri vardır. Elimizdeki basılı Mushaf’larda bun­ların yalnız ondördü işaretlenmiştir. Bu secde yerleri, sırasıyla şunlardır:

  1. el-A’râf: 206 8. el-Furkaan: 60 12. Fussilet:37
  2. er-Ra’d:I5 9. en-Neml:25 (-26; Mâlik 13. en-Necm:62
  3. en-Nahl:49-50 ve Şafiî’ye göre) 14. el-İnşikaak:21
  4. el-îsrâ:107 10. es-Secde:15 15. el-Alâk:19
  5. Meryem:58 II. Sâd: 24 (Burada secde etmek
  6. el-Hacc:18, 77 Mâlik ve Şafiî’ye göredir.

Hanefî’ye göre burada secde yoktur.)

Bu secde âyetlerinin sayısını onbeşten on’a kadar indiren görüşler de var­dır. İbnu Ebî Şeybe’nin İbnu Mes’ûd’dan rivayetine göre, Azâimu Sucûd, yânî vazgeçilmeyecek olan secdeler Benû İsrâîl, el-İsrâ, Ve’n-Necm, el-lnşikaak ve İkra’ bi’s-mi Rabbike olmak üzere beştir. Yine İbnu Ebî Şeybe’nin Alî’den ri­vayetine göre Azâimu Sucûd, Elîf Lâm Tenzil, Hâ Mîm, Ve’n-Necmi, îkra’ bi’s-mi Rabbike olmak üzere dörttür. Azâimu Sucûd üçtür diyen de vardır.

Tilâvet secdesinin sebebi, okuma, işitme ve iktidâdır. Binâenaleyh okuyan secde edeceği gibi, işiten de secde eder. Cemâat içinde olup işitmeyen de, imâ­ma uyarak secde eder. Hanefîler’e göre tilâvet secdesi okuyana, kasıdlı kasıdsız işitene vâcibdir. Çünkü Hakk Taâlâ şöyle buyurur:

a. ” jjâilj M oijüı \j& tsş ıiij a>Uj/5l (4İLİÎ = Onlara ne oluyor ki îmân et­miyorlar, karşılarında Kur ‘ân okunduğu vakitte secde etmiyorlar * ‘(el-fnşikaak:20-21);

b. “tj-i^tj Âı ı_.İLJj= Artık Allah’a secde edip ibâdet etfım’z”(el-Hacc:77);

c. ” u^ij i>-ij = Secde edip Allah’a yakınlık peyda «_/*'{el-Alâk:i9). Son iki âyetteki emirler vucûb için olduğu gibi, ilkinde de Kur’ân’ı işitip

secde etmeyenler, Allah tarafından kötüleniyor.Zemm ve kötüleme ise ancak vacibin terkine terettüb eder.

Şafiî’ye göre tilâvet secdesi müekked sünnettir. Bir rivayete göre Mâlik, İmâm Ahmed, İsjıâk, Evzâî, Dâvûd Zahirî de sünnettir demişlerdir.

[2] Müellif Buhârî niçin Ve’n-Necmi ile başladı? dersen; çünkü bu, içinde secde bulunup ilk indirilen sûredir diye cevâb veririm. Nitekim Buhârî’deki tsrâîl ri­vayetinde böyle sabittir. îkra’ Sûresi ilk indirilen sûre olduğunda icmâ’ vardır diye i’tirâz edilirse, İkra’dan ilk nazil olan baş tarafıdır. Onun geri tarafı Ebû Cehl’in Peygamber’i namazdan nehyetmesi hakkındaki hadîs delâleti ile daha sonra nazil olmuştur diye cevâb verilir. Müellif bu hadîsi yine burada, Peygam-ber’in Bi’seti’nde, Mağâzî’de ve Tefsîr’de getirmiştir (Kastallânî).

[3] Bu hadîste secde tasrîh edilmedi. Fakat Taberânî’nin el-Mu’cemu’s-Sagtr’indeki Alî hadîsinde t« tasrîh vardır. Alî (R): Peygamber (S) sabah namazında Tenzîl es-Secde Sûresi’nde secde etti, demiştir (Kastallânî).

tbnu Battal: Âlimler, es-Secde Sûresi’nde secde etmek üzerine ittifak et­mişler, ancak bu sûre ile kılman namaz içindeki secde hususunda ihtilâf eyle­mişlerdir, demiştir (İbn Hacer).

Bu hadîs, Cumua Kitâbi’nda da geçmiş ve gerekli açıklamalar orada ve­rilmişti.

[4] Hadîs metninde geçen azâim, azîmet’in cem’idir. el-Azm, ve’l-Azîm, ve’1-Azîme bir nesneyi işlemeğe kat’î kalb bağlamakla kasd ve teveccüh kılmak ma’nâsma-dır. Bir kavle göre bir işte ciddi sa’y ve ihtimam eylemek ma’nâsınadır…

el-Azâim, azîme’nin cem’idir,… ve Allah Taâlâ’nm kullarına emr ve îcâb eylediği farzlardan ibarettir (Kaamûs Ter.).

Azîme, aslında bir şeye gönül bağlamak ma’nâsma konulmuş iken, sonra Allah’ın emir ve îcâb eylediği farzlarda kullanılmıştır.

Sâd Sûresi’ndeki secdenin subûtu hakkında pek ihtilâf yoktur. Yalnız İhti­lâf, bu ‘secdenin azîmetli secdelerden, yânî kat’îyetle emredilmiş ve farz kılın­mış secdelerden olup olmadığındadır.

imâm Şafiî, îbn Abbâs’m metindeki “Sâd, azîmetli secdelerden değildir..” sözüyle hüccet getirerek: “Sâd secdesi vâcib değildir. Bu bir şükür secdesidir. Namaz hâricinde müstehâb olarak secde edilir; namazda haramdır” demiştir.

Ebû Hanîfe ile ashabı ise İbn Abbâs’ın mücerred içtihadını ifâde eden bu rivayetle amel etmeyip, Buhârî’nin Sâd Sûresi’nin tefsîrindeki nassa dayanan ve Peygamber’in fiilini bildiren rivayetlerini tercîh etmişlerdir

[5] İbn Abbâs’ın bu hadîsi, bundan sonra gelecek olan bâbda mevsûlen sevk edil­miştir (4. Bâb’ın 5 rakamlı hadîsi).

[6] Bu hadîs de, küçük lâfız farkıyle, bâbların baş tarafında geçmişti.

[7] Buhârî’nin tilâvet secdesi için abdest almanın şart olmayacağına, müşriklerin abdestsiz olarak secde etmeleri ve Peygamber’in onları bundan nehy etmeme­siyle istidlal eylemesi, bu secde için abdestin şart olması cevazından dolayı müş-killikten hâlî olmaz. Lâkin Peygamber onları bundan nehyetmedi. Çünkü onlar inatçılar ve itaatsizlerdi. Onlara abdest almakla emretseydi, bu onlara te’sîr et­meyecekti. Yoksa sucûdun abdestsiz caiz olacağından değil (Şâh Veliyyullah, Şerhu TerScimi Sahîhi’l-Buhârî, s. 93).

[8] Asîlî rivayetinde böyle “gayr” lâfzının hazfi iledir. Ekseriyetin rivayetlerinde ise “t^’i j- > ^-. = İbn Umer abdestsiz olarak secde ederdi” şeklindedir.

Birincisi sahâbînin hâline en lâyık olandır, İbn Ebî Şeybe, Ubeydu’bnu’l-Hasen tarîkinden; o da kendisi gibi olduğunu söylediği bir adamdan; o da Saîd ibn Cu-‘■! beyr’den rivayet etti ki, İbn Cubeyr: îbn Umer binek devesinden İner, su döker, sonra binerdi ve secdeyi okur, abdest almiyarak secde ederdi, demiştir (İbn Hacer).

[9] Bu hadîste müşriklerin müslümânlarla beraber secde etmelerine âid bilgiler, in­şâattan Tefsir Kitâbi’ndaki rivayette gelecektir.

[10] Buhârî bu başlıkla, alt taraftaki hadîsleri, Kur’ân’ın el-Mufassal bölümünde su-cûd yoktur yâhud husûsiyle en-Necm Sûresi ‘nde secde yoktur diye hüccet ya­panlara karşı reddi işaret ediyor. Çünkü bu halette o sûrede sucûdu terketmek, mutlak olarak terkedildiğine delâlet etmez. Zîrâ bu terkteki sebeb, o anda ya abdestsiz bulunması, yâhud vaktin kerahet vakti olması yâhud o zaman cevazı beyân İçin terketmiş olması ihtimâlleri olabilir. Bu sonuncu İhtimâl, ihtimâlle­rin en râcih olanıdır. Şafiî de buna cezm etmiştir. Çünkü şayet vâcib olmuş olaydı, bundan sonra elbette ona secde etmesini emreylerdi (îbn Hacer).

[11] Bundan evvel geçen îbn Mes’ûd ve ibn Abbâs hadîslerinde Peygamber’in bu sûrede secde ettiği sabit olmuştu. Burada ise Zeyd ibn Sabit, Peygamber’in sec­de etmediğini söylüyor. Bu ifâde, bundan Önceki haşiyede işaret edilen ihtimâl­lerden biri veya bâzısından dolayı secde edilmediğini gösterir.

[12] Bed’u’1-Ezân Kitâbı’nda geçen rivayet ile buradaki 6. babın 8. hadîsindeki riva­yet, daha tafsîlli olarak şöyledir:

Râvîlerden Nufey1 es-Sâiğ dedi ki: Bir defa Ebû Hureyre’nin ardında yatsı namazı kıldım. İzâ ‘s-semâu inşakkat Sûresi’ni okuyup secde yerinde secde etti. Bu nedir? diye sordum. O da: Ebû’I-Kaasım (S)’ın ardında ben de bu secdeyi yaptım. Binâenaleyh O’na kavuşuncaya kadar bu secdeyi hep yapıp duracağım, cevâbını verd

Secde yeri bir kavle göre: Ve karşılarında kur’ân okunduğu zaman secde etmiyorlar”(el-lnşikaak:21) âyeti, diğer kavle gö­re de sûrenin sonudur.

Ebû Seleme’nin ve Nufey’ es-Sâiğ’in, Ebû Hureyre’ye secde etmesinin se­bebini sormaları, Kur’ân’ın Mufassal bölümünde secde olmadığına dâir şayi’ olmuş bulunan zaîf rivayettir. Hâlbuki Ubeyy ile İbn Abbâs’ın mevkuf veya mür-sel olan o hadîslerine karşı, Ebû Hureyre’nin bu sahîh rivayetleri kuvvetli hüc­cettir.

Ebû Hureyre’nin yedinci hicret senesinde îmân etmiş olduğundan, İslâmı müteahhir olduğu hâlde, Peygamber’in bu sûrede secde etmesini haber verme­si, Medîne’ye gelmesinden sonra secde etmediği hakkındaki rivayeti çürütür. Zîrâ kaaideten müsbit olan delil, nâfîye karşı hüccetlikte öne geçirilir.

Bu hadîste İmâm Mâlik aleyhine iki hüccet vardır: İmâm Mâlik hem farz­da secde âyeti okunduğu zaman -meşhur kavline göre- secdeyi mekruh görür, hem de el-Inşikaak Süresi’nde secdenin varlığına kaail değildir.

Hanefi’ler, Şâfiîler, Hanbelîler bu sûrede secde olduğuna kaaii olmuşlardır.

Nafile namazlarda secde âyeti okumanın cevazında ise, imamlar arasında f yoktur.

[13] Yânî secde bize senin cihetinden taalluk ettiği için, sen bizim imamımız ve met-bûumuzsun demektir. İbri Mes’ûd’un Temîm ibn Hazlem ile olan bu kıssasını Saîd ibn Mansûr, es-Sünen’inde; İbn Ebî Şeybe el-Musannafmda ve Beyhakî es-Sünen’inde mevsûl olarak rivayet etmişlerdir.

Buhârî, İbn Mes’ûd’un bu rivayetini, tilâvet secdesinde muste’mi’ (-dinleyici)in okuyucuya tâbi’ olacağı mes’elesini te’yîd maksadıyle getirmiş­tir. Nitekim bâb altındaki hadîs de bu mes’elenin umûmî bir delili olmaktadır. Beyhakî de, Atâ ibn Yesâr’dan şu sözleri rivayet etmiştir: Atâ şöyle demiş­tir: Bana baliğ oldu ki, biri Peygamber’in huzurunda Kur’ân’dan bir secde âye­ti okudu. Okuyan secde etti; Peygamber de ona uyarak secde etti. Sonra bir diğeri de böyle bir âyet okuduktan.sonra secde etmedi de, Peygamber’in secde etmesini bekledi. Beklemesi uzayınca: Yâ Rasûlallah, ben secde âyeti okudum, secde etmedin, demiş. Peygamber cevaben: “iÜ- Uj^-öj^-jI» Üİüi cji — //nâ­mımız sensin, secde edeydin, bizde seninle beraber secde ederdik” buyurmuş­tur. Aynî burada şöyle diyor: Rasûlullah’m ve Ibn Mes’ûd’un secde etmeyi okuyucunun sucûduna ta’lîk etmeleri “Sen secde et ki, biz de edelim” ma’nâsı-nadır, yoksa ‘ ‘Secde etmezsen, biz de etmeyiz” demek değildir. Zîrâ secde, oku­yucuya âid olduğu gibi, işitene de âiddir. Tilâvet eden secde etmediği takdirde sâmi’den sakıt olmaz. Bu, ashabımız Hanefî fakîhlerinin mezhebidir. Mâlikîler ise, sâmi’a secde terettüb etmez de müste’mi’a eder derler. Hanbelîler’e gelince, onlar: “Okuyan secde etmedikçe müstemi’ secde etmez” derler.

[14] Peygamber’in bu fiili ” jg-” ile anlatıldığı için, bunun devamlı olduğu anlaşılır

[15] Müslim yine İbn Umer’in bu hadîsini, başka bir tarikten söyle rivayet etmiştir:

= öyle olurdu ki, Rasûlullah (S) Kur’ân okuyup yanında sıkışık bulunduğumuz vakitte de bize secde ettirirdi. O kadar ki, bâzılarımız secde edecek yer bula­mazdı; bu da namaz hâricinde olurdu”.

Bu rivayet ” UJJ = Rubbemâ” lâfzı İle başlamıştır. Bu lâfız hem “nâdİ-ren”, hem de “çok kerre” ma’nâsına zıdd ma’nâlı kelimelerdendir. Burada çok­luğa delâlet ettiği Buhârî’nin ” otf = Kâne” rivayeti üstünlük kazanıyor. Müslim’in rivayetinden, burada kasdedilen izdihâmh secdenin namaz içinde vâki’ bir secde olmadığı da anlaşılmaktadır

[16] Bu bâb altında gelecek olan hadîs ile daha önce geçen Zeyd ibn Sabit hadîsin­den dolayı bu görüşte bulunuyorlar. Onlara göre el-İnşikaak: 20-21. âyeti ile, ” iji^ij iıi ijül.ıi = Artık Allah’a secde edip, ibâdet eyleyiniz “(en-Necm:62); ” v.^’j J^ij = Secdeet ve Allah’a yakınlık peyda et” (eI-A’Iâk:I9) âyetleri vucûba değil, nedbe yâhud namazdaki secdeye hamledilmiştir. Yâhud farz namazda vu-cûb, tilâvet secdesinde nedbe hamledilmiştir.

[17] Imrân’m bu sözünü İbn Ebî Şeybe, sahih bir isnâd ile mevsûl olarak rivayet :.. etmiştir. Dinleyiciye vâcib kılmayınca, tesadüfen işitene vâcib kılmaması evleviyettedir.

[18] Selmân’ın bu haberini Abdurrazzâk, Ebû Abdirrahmân es-Sulemîtarîkıyle mev-sûlen rivayet etmiştir. O şöyle demiştir: Selmân, oturmuş Kur’ân okumakta olan bir topluluğun yanına uğradı. Onlar secde âyetini okuyup secde ettiler. İmrân’a da secde etmesi söylendi. Bunun üzerine İmrân: Biz onu işitmek için gelmedik ki, demiştir.

[19] Usmân’ın bu haberini bu ma’nâ İle Abdurrazzâk mevsûlen rivayet etmiştir. Sami’ ile müste’mi’ arasındaki fark şudur: Müste’mİ’, işitmeyi kasdedip ona kulak tutan kimsedir. Sami’ ise, kasdetmeksizin; tesadüfen işilen kimsedir.

[20] İbn Şihâb’m bu haberini Abdullah ibn Vehb, Yûnus’tan olmak üzere mevsûlen rivayet etmiştir.

işte bâb başlığına delîl olan yer, burasıdır. Çünkü vâcib olan secde, emni­yet hâlinde binek üzerinde edâ edilmez

[21] Sâib ibn Yezîd (R) Medîne’de en son vefat eden sahâbîdir. Hicrî 82 yılında ve­fat etmiştir.

Kaass, kıssalar, haberler ve va’zlar okuyan hikayeci demektir. Kur’ân oku­mayı kasdetmeksizin naklettiği haberler, va’zlar ve kıssalar arasında tilâvet sec­desi olan âyeti okuduğu sırada… demektir.

[22] Umer’itı bu sözü, tilâvet secdesinin vâcib olmayacağında zahirdir. Çünkü muh­tar olarak fiili terkedenden günâhın kalkması, bunun vâcib olmadığına delâlet eder. Umer bunu bir sahabe topluluğu önünde söylediği hâlde, hiçbir kimse tarafından redd olunmadığından dolayı, sükûtî bir icmâ’ olmaktadır

[23] İsmâîlî ile Beyhakî ve diğerleri bunu böylece rivayet etmişlerdir (İbn Hacer).

[24] Bu hadîse âid açıklamalar, aynı kitabın 6. bâbındaki 8. hadîsin haşiyesinde verilmişti.

[25] Yânî bu kimse ne yapacaktır? Buhârî bu mes’elede imamlar arasında ihtilâf ol­duğu için, bâb başlığını böyle kesin bir hüküm ifâde etmiyecek şekilde tertîb etmiştir. İmamlardan kimi, öndeki mü’min kardeşinin sırtına secde eder demiş, kimi de, önündeki secdesini yapıp bitirinceye kadar bekler, sonra secde eder de­miştir.

[26] Taberânî’nin rivayetinde: ” ^^ A^ <> j*-/ ***~î j^= O kadar ki, adamlar bir­birinin sırtı üzerine secde etti” ziyâdesi de vardır. Buna göre kalabalıkta birbi­rinin sırtına da tilâvet secdesi yapılacağı anlaşılıyor. Bunun caiz olup olmadığı mes’elesine gelince, Beyhakî’nin sahîh bir isnâd ile rivayet ettiği Umer hadîsi,

1 bunun namazda bile caiz olduğunu gösterir:

Umer: “Farz olan namazda izdihamdan dolayı alnım yere koyup secde et­meye kaadir olmayan kimse, mü’min kardeşinin sırtına secde etsin” der imiş. Bundan dolayı Sufyân es-Sevrî, Şa’bî, Küfe fakîhleri, Ahmed İbn Hanbel, İs-hâk ibn Râhûye ve Ebû Sevr buna kaail olmuşlardır. İbn Umer’in azâdhsı Nâ-fi’: îmâ ile yetinilir, der. Atâ ibn Ebî Rebâh ile Zuhrî’ye göre ise bekler, Önündeki kalkınca kendisi secde eder. İmâm Mâlik ile ashabı da böyle söylerler. Hattâ mü’min kardeşinin sırtına secde ederse namazı tekrar kılar derler. Önündeki kim­senin sırtına farz namazda secde etmeyi caiz görenlere göre tilâvet secdesinde bu, evleviyetle caizdir. Çünkü namazda sucûd farzdır, tilâvet secdesi ise farz değildir

Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem

Secde Bölümü – Sahih-i Buhari

Sahih-i Buhari | İnterGez

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.