Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Az Bulutlu
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Pts 22°C
Sal 24°C
Çar 22°C
Per 21°C

Av Bölümü – Sünen-i Darimi

Av Bölümü – Sünen-i Darimi

Av Bölümü – Sünen-i Darimi

  1. Köpeği Gönderme Esnasında Besmele Çekme Ve Köpeklerin Avlaması
  2. “Bize Ya’lâ b. Ubeyd haber verip (dedi ki), bize Zekeriyya, Amir’den, (O da) Adiyy b. Hatim’den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

“Rasulullah’a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) köpeğin avını sormuştum da, O şöyle buyurmuştu:”

“Köpeğinin sana tuttuğunu ye. Çünkü (köpeğinin, avı) yakalaması, boğazlaması (sayılır). Ancak onunla beraber (başka) bir köpek bulur da, (avı) onunla birlikte yakalamış ve öldürmüş olmasından kor-karsan, onu yeme! Zira sen Allah’ın adını, (besmeleyi) sadece senin köpeğinin üzerine andın, onu başkasının üzerine anmadın!”[1]

  1. “Bize Ebu Nuaym haber verip (dedi ki), bize Zekeriyya, Amir’den, (O da) Adiyy b. Hatim’den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

“Rasulullah’a (Sallallahu Aleyhi ve Seltem) mi’raz[2] (ile yapılan) avı sormuştum…”. (Ravi, bundan sonra) onun, (yani bir önceki Hadisin) aynısını anlattı.[3]

  1. Av Veya Davar Köpeği Edinmek Hakkında
  2. “Bize Ebu Nuaym haber verip (dedi ki), bize Süfyan, Abdullah b. Dinar’dan, (O da) İbn Ömer’den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle bu­yurdu:

“Kim, av veya davar köpeği hariç bir köpek edinirse, ame­linden her gün iki kırat eksilir.”[4]

  1. “Bize el-Hakem ibnu’l-Mübarek rivayet edip (dedi ki), bize Malik, Yezid b. Husayfa’dan, (O da) es-Saib b. Yezid’den (naklen) rivayet etti ki,”

O (yeni es-Saib), Süfyan b. Züheyr’i, Mescid-i (Haram’ın) kapısının yanında beraberindeki in­sanlara anlatırken işitmiş. O demiş ki, Rasulullah’ı (Sallallahu Aley­hi ve Sellem) şöyle buyururken işittim:

“Kim, kendisine ne ekinde, ne de davar (çobanlığında) faydası dokunmayacak bir köpek edinirse ame­linden her gün bir kırat eksilir!”

(Bu rivayet üzerine Süfyan’ın beraberindekiler);

“Bunu Rasulullah’tan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sen işittin mi?” demişler. O da;

“Bu Mescid-i (Haram’ın) Rabb’inin hakkı için, evet!” karşılığını ver­miş.[5]

Açıklama

Bu Hadisler, köpek bulundurmanın sadece av ve hayvan bekçiliği için mubah olduğunu göstermektedir. İlgili diğer Hadislerde ziraat bekçiliği için köpek beslemenin de mubah olduğu görülmektedir. Âlimler bu Hadislerin hükmüne; bir fayda sağlamak, bir zarara engel olmak için bulundurulan köpeklerin de dahil olduğunu açıklamışlardır. Şafiilere göre, bir ihtiyaç için olmaksızın köpek bu­lundurmak haramdır. Çoğu âlimlere göre ise bunun mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Bu yasağın sebebi, köpek olan yere Meleklerin gir­memesi, köpeğin gelip geçenleri rahatsız etmesi, misafiri korkutması gibi hususlar olmalıdır. Bu yasağa, bazı hastalıkların köpek vasıtasıyla yayılması veya insan emek ve şefkatinin öncelikle insana yöneltilmesi, yeryüzünün sınırlı beslenme imkânlarının yine ön­celikle insanlara tahsis edilmesi gibi durum ve düşünceler de sebep olmuş olabilir.

Hadislerde geçen “kîrat” kelimesi, aslında, miktarı bölgelere göre değişen bir ağırlık ölçüsüdür. Bir tarife göre bir “kîrat”, 4 veya 5 arpa tanesi ağırlığı, yani 0.200046 gr.’dır. Genel olarak bazı Hadislerde “kîrat” bu manaya kullanılmış olabilir. Ancak yukarıdaki Hadislerle diğer bazılarında “kîrat” kelimesi, bir bütünün, miktarı belli olmayan bir parçası manasına gelebilir. Buna göre, yukarıdaki Hadislerin ma­nası, “bulundurulmasına müsaade edilmeyen bir köpek bulunduranın sevabından bir veya iki parça eksilir”, demek olur. Bu konudaki Ha­dislerin bazısında bir kîrat, diğer bazısında iki kîrat sevabın eksileceğinin ifade edilmesine gelince, bu farklılığın sebebi, şu hu­suslardan biri veya birkaçı olabilir:

Farklı Hadisler ayrı zamanlarda söylenmiş ve her ravi duyduğunu nakletmiştir. Buna bağlı olarak Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) önce bir kîrat sevap eksileceğini açıklamış, sonra işin kö­tülüğünün büyüklüğünü anlatmak için de iki kîrat sevap eksileceğini söylemiş olabilir. Sevabın eksilmesi, verilen zarara yahut köpeğin şirretliğine göre bir veya iki kîrat olmaktadır. Bir kîrat köylerde bu­lundurulan, iki kîrat şehirlerde bulundurulan köpeklerden dolayı ek­silir.[6]

  1. “Bize Vehb b. Cerir haber verip (dedi ki), bize Şu’be, Ebu’t-Teyyah’tan, (O) Mutarrıf tan, (O da) Abdullah b. Muğaffel’den (naklen) rivayet etti ki,”

Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) köpeklerin öldürülmesini emretmişti. Sonra;

“Köpeklerden bana ne?” buyurmuş, ardından da çoban köpeği ile av köpeği (bes­lemeye) izin vermişti.[7]

  1. Köpeklerin Öldürülmesi Hakkında
  2. “Bize Halid b. Mahled haber verip (dedi ki), bize Malik, Nafi’den, (O da) İbn Ömer’den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) köpeklerin öldürülmesini emretti.[8]

  1. “Bize Saîd b. Amir haber verip (dedi ki), bize Avf, el-Hasan’dan, (O da) Abdullah b. Muğaffel’den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle bu­yurdu:

“Köpekler şayet (canlı) soylarından bir soy olmasaydılar, on­ların hepsinin öldürülmesini emrederdim. (Binaenaleyh, hepsini öl­dürüp nesillerini kurutmayın). Fakat onlardan bütün katışıksız kara (köpekleri) öldürün!”[9]

Saîd b. Amir; “(Hadiste geçen) “el-behim: katışıksız” kelimesi, “bü­tünü kara olan, kap-kara” manasınadır” dedi.[10]

Açıklama

İlgili Hadislerden anlaşıldığına göre, Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) önce bütün köpeklerin öldürülmesini emretmişti. Zira halk o zaman, aşın bir şekilde köpek besleme işine dalmıştı. Bu dö­nemde kuduz gibi bir salgının ortaya çıkmış olması da akla geliyor.

Daha sonra, tamamen kara olanlar hariç, köpeklerin öldürülmesi uygulamasına son verilmişti. Şafii âlimlerden İmamu’l-Haremeyn (Rahmetullahi Aleyh), yukarıdaki 2012 numaralı Abdullah b. Muğaffel’in (Rahmetullahi Aleyh) Hadisine dayanarak, son aşamada simsiyah kö­peklerin öldürülme emrinin de kaldırıldığını ve bütün köpekler hak­kındaki dini hükmün bu şekilde, yani öldürülmemeleri şeklinde ke­sinleştiğini söylemiştir. Alimler arasında, kuduz ve ısırgan köpeklerin öldürüleceği hakkında ise ihtilâf yoktur.

Yukarıdaki son Hadis, Hz. Peygamber’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hayvan türlerinin korunmasına verdiği ehemmiyet açısından da dik­kat çekicidir.[11]

  1. Mi’raz (İle Yapılan) Av Hakkında
  2. “Bize Süleyman b. Harb haber verip (dedi ki), bize Şu’be, Abdulah b. Ebi’s-Sefer’den, (O da) eş-Şa’bi’den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi: Adiyy b. Hatim’i, şöyle derken işittim:

“Hz. Peygamber’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mi’raz (ile yapılan) avı sormuştum,” O da şöyle buyurmuştu: “(Mi’raz) sivri tarafı ile isa­bet ettiğinde, (avı) ye; enli tarafı ile isabet edip de öldürdüğünde ise, artık o “mevkûze: (taş, sopa gibi şeylerle) vurulup öldürülen hayvan” (hükmündedir), (onu) yeme!”[12]

Açıklama

“Mi’raz”, “iki tarafı ince, ortası kalın olan yeleksiz ok; iki tarafında demir bulunan değnek; bir tarafı değnek şeklinde olan ağaç” gibi, de­ğişik şekillerde tanıtılan eski bir av âletidir. Böyle bir âletle av ya­pıldığında şayet hayvana âletin sivri taran isabet ederse, bu hay­vanın boğazlanması sayılır ve hayvan helâl olur; şayet hayvana âletin enli tarafı isabet ederse, bu durumda hayvan, Kur’an-ı Kerim’de haramlığı bildirilen “mevkûze: (taş, sopa gibi şeylerle) vu­rulup öldürülen hayvan”[13] sayılır, dolayısıyla etini yemek haram olur.[14]

  1. Çekirgenin Yenilmesi Hakkında
  2. “Bize Muhammed b. Yusuf, Süfyan’dan, (O) Ebu Ya’fur’dan, (O da) Abdullah b. Ebi Evfa’dan (naklen) haber verdi ki,” O şöyle dedi:

“Biz Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber yedi savaş yaptık, (bunlarda) çekirge yerdik!”[15]

  1. Deniz Avı Hakkında
  2. “Bize Muhammed İbnu’l-Mübarek kıraat yoluyla Malik’ten, (O) Safvan b. Suleym’den, (O da) el-Ezrak sülalesinden olan Saîd b. Seleme’den (naklen) haber verdi ki,”

el-Mugire b. Ebi Burde -ki, O Abduddar oğulları’ndan bir adam­dır-, kendisine haber vermiş ki, O, Ebu Hüreyre’yi şöyle der­ken işitmiş: Bir adam Rasulullah’a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sorup şöyle demiş: “Muhakak ki bizler denize açılıyoruz. Beraberimizde ise az su taşıyabiliyoruz. Bu sebeple şayet biz bu (su) ile abdest alırsak, susarız. Acaba deniz suyundan abdest alabilir miyiz?” Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);

“Onun (yani denizin) suyu temiz ve temizleyici, ölmüş hayvanı, (“meyte”si) helâldir” buyurmuş.[16]

Açıklama

Bu Hadis bütün deniz hayvanlarının “ölmüş = meyte”lerinin yen­mesinin helâl olduğunu göstermektedir. Buradaki “ölmüş hayvan = meyte” kelimesi, âlimlerin cumhuruna göre, sadece denizde yaşayan ve hem suyun içinde kendi kendine ölmüş olan, hem de avlanarak su dışına çıkarılmakla ölmüş olan deniz hayvanlarının ölülerini kap­samaktadır. Hanelilere göre bu Hadiste helâlliği bildirilen deniz “meyte”sinden maksat, sadece balıklardır. Onlara göre suda kendi kendine ölüp su yüzüne çıkan balıklar da, eğer sırtlan su üze­rindeyse yenir, karınlan su üstündeyse yenmezler. Bu son konuda onların, zayıf bir Hadis delilleri de vardır. Suda, suyun aşırı so­ğukluğu veya aşırı sıcaklığı gibi bir sebepten dolayı ölen balıklar ise yenir.

Âlimler, bu Hadis ve ilgili diğer Hadis ve Ayetlere dayanarak, deniz hayvanlarının helâlliği konusunda da farklı görüşler serdetmişlerdir. Hanefilere göre deniz hayvanlarından sadece, bütün çe­şitleriyle balıklar helâldir. Malikiler, Şafiiler ve Hanbeliler ise, bütün deniz hayvanlarının helâl olduğunu söylemişlerdir. Bir rivayete göre Şafii (Rahmetullahi Aleyh) ve Ahmed b. Hanbel (Rahmetullahi Aleyh), kur­bağayı, Malikiler ise deniz domuzunu bundan istisna etmiş, yani bunların helâl olmadığını söylemişlerdir.[17]

  1. “Bize Zekeriyya b. Adiyy haber verip (dedi ki), bize İbn Uyeyne, Amr’dan -yani ibn Dinar’dan-, (O da) Cabir’den (nak­len) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi üç yüz kişi ile (bir sefere) göndermişti. Derken acıkmış ve ni­hayet denize varmıştık. (Deniz dışarıya) bir hayvan atmıştı. Biz de ondan yemiştik. Öyle ki, sonunda vücutlarımız (eski hallerine) dön­müşlerdi. Sonra Ebu Ubeyde (bir gün, Anber balığı denilen bu hay­vanın) kaburga kemiklerinden birini alıp (yere) koymuş, ardından gaziler arasındaki en uzun adamı, gazilerde bulunan en büyük de­venin üzerine bindirmiş, (bu adam) da o (kaburga kemiğinin) al­tından geçmiş idi.”[18]

Bu, (Hadisin asıl lafizlarıyla değil de) mana (ile rivayet edilmiş şeklidir.)[19]

Açıklama

Bu sefer, Şam’dan gelmekte olan Kureyş kervanını gözetlemek için H. 8. yılın Receb ayında yapılmıştı. Bu sefere “Seynı’1-Bahr Gaz­vesi”, “Ceyşu’l-Habat” adlan verilir. Seferin komutanı Ebu Ubeyde ibnu’l-Cerrah (Radıyallahu Anh) idi. Sahabiler dönüşlerinde, buldukları anber balığının etinden Medine’ye de götürmüşler ve Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan yemiş idi. Bu husus, Hadisin bazı ri­vayetlerinde açıklanmaktadır. Deniz “meyte”sinin helâlliğini gös­teren, bazı rivayetlerdeki bu açıklamadır.[20]

  1. Tavşanın Yenilmesi Hakkında
  2. “Bize Ebu’l-Velid haber verip (dedi ki), bize Şu’be ri­vayet edip dedi ki, Hişam b. Zeyd b. Enes bana haber verip dedi ki,” Enes b. Malik’i şöyle derken işittim:

“Biz Merru’z-Zahran denilen yerde iken bir tavşan ürkütüp kaçırmıştık. Bunun üzerine topluluktakiler (yakalamak için peşinden) koşmuş, ama (yakalayamadan) yorulmuşlardı. Sonra ben onu tutmuş ve (babam) Ebu Talha’ya getirmiştim. O da onu boğazlamış ve iki uyluğunun üst ta­raflarını -veya “iki budunu” (Şu’be, hocasının hangisini söylediğinde şüphe etmiştir)- Rasulullah’a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) göndermiş, (Rasulullah da) onları kabul buyurmuştu.”[21]

  1. “Bize Yezid b. Harun haber verip (dedi ki), bize Davud b. Ebi Hind, Amir’den, (O da) Muhammed b. Safvan’dan (nak­len) haber verdi ki;”

O (yani Muhammed), iki tavşanı (omuzuna) asmış olduğu bir halde Hz. Peygamber’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rastlamış ve şöyle demiş:

“Ya Rasullulah! Gerçekten ben ailemin davar sürüsüne girdim ve şu iki tavşanı avladım. Sonra, kendisiyle onları boğazlayacağım keskin bir şey bulamadım ve onları çakmak taşı ile boğazladım. Şimdi (onları) yiyebilir miyim?” (Hz. Peygamber de)

“Evet” buyurmuş.[22]

  1. Kelerin Yenilmesi Hakkında
  2. “Bize Muhammed b. Yusuf, Süfyan’dan, (O) Abdullah b. Dinar’dan, (O da) İbn Ömer’den (naklen) haber verdi ki.” O şöyle dedi:

Hz. Peygamber’e (Saltallahu Aleyhi ve Sellem) kelerin (hükmü) soruldu da O;

“Ben onu ne yerim, ne de haram kılarım!” buyurdu.[23]

  1. “Bize Sehl b. Hammad haber verip (dedi ki), bize Şu’be rivayet edip (dedi ki), bize el-Hakem rivayet edip dedi ki, Zeyd b. Vehb’i, el-Bera b. Azib’den, (O da) Sabit b. Vedia’dan (naklen) rivayet ederken işittim ki, (Sabit) şöyle demiş:”

Hz. Pey­gamber’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir keler getirilmişti de O;

“Allah daha iyi bilir ya, (bu), şekli değiştirilmiş bir türdür (veya şekli hay­van şekline çevrilmiş bir ümmettir!)” buyurmuştu.[24]

  1. “Bize Abdullah b. Salih haber verip (dedi ki), bana el-Leys rivayet edip (dedi ki), bana Yunus, İbn Şihâb’dan rivayet etti ki, O şöyle demiş: Bana Ebu Umame b. Sehl b. Huneyf el-Ensari haber verdi ki, Abdullah b. Abbas O’na haber vermiş ki, kendisine “Allah’ın Kılıcı” denilen Halid ibnu’l-Velid O’na haber vermiş ki,”

O (yani Halid), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte, Hz. Peygamber’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hanımı Hz. Meymûne’nin -ki O, (Halid’in) de teyzesidir, İbn Abbas’ın da teyzesidir- yanına girmişler ve yanında, kız kardeşi Hafida bintu’l-Haris’in Necd’den getirmiş olduğu kızartılmış bir keler bulmuşlar. (Hz. Meymûne) de hemen bu keleri Rasulullah’a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sunmuş. Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elini bir ye­meğe, (durumu) kendisine anlatılıp ismi söylenmedikçe nadiren yaklaştırırmış. Neyse Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elini bu kelere uzatmış. Bunun üzerine orada bulunan kadınlardan biri;

“Ra­sulullah’a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kendisine ne sunduğunuzu bil­dirin!” demiş. Onlar da;

“Bu, kelerden başka bir şey değildir!” de­mişler. O zaman Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elini (yemekten) çekmiş. Bu sefer Halid İbnu’l-Velid;

“Keleri haram mı kılıyorsun, ya Rasulullah?” demiş. Hz. Peygamber de);

“Hayır! Fakat o, kavmimin yurdunda olmaz. Bu sebeple ondan tiksiniyorum!” buyurmuş.

Halid, sözüne devamla şöyle demiş: Bunun üzerine ben onu (önüme) çekmiş ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bakıyorken yemiştim de, O beni (bundan) men etmemişti.[25]

  1. Kendisinden Bir Uzuv Ayrılan Av Hakkında
  2. “Bize Ubeydullah b. Abdilmecid haber verip (dedi ki), bize Abdurrahman b. Abdillah b. Dinar rivayet edip (dedi ki), bize Zeyd b. Eşlem -Abdurrahman demiştir ki, zannediyorum-, Atâ’ b. Yesâr’dan, (O da) Ebu Vâkıd el-Leysi’den (naklen) ri­vayet etti ki,” O şöyle demiş:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Me­dine’ye, halkın, develerin hörgüçlerini, butlarını kesip (yedikleri) bir durumda gelmişti. O zaman Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);

“Bir hayvandan canlı iken kesilen şeyler, “meyte” (hükmündedir, mur­dardır)” buyurmuştu.[26]

Açıklama

Bu Hadis, bir hayvandan, diri iken kesilen bir parçanın “meyte” hükmünde ve dolayısıyla yenmesinin haram olduğunu gös­termektedir. Aynı şekilde, yakalanan bir av hayvanından da, ölü­münden önce kesilen, koparılan bir uzuv da yenmez. Bu Hadisten, “rahmet Peygamberi” Rasulullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Me­dine’yi şereflendirmeleri esnasında Medine halkının hayvanlara ne zalimane muameleler yaptıklarını da öğrenmekteyiz. Böyle bir top­lumdan “Sahabe” gibi örnek bir nesil çıkarması, Hz. Peyamber’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mucizelerinden sayılsa yeridir.

Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem

Av Bölümü – Sünen-i Darimi

Sünen-i Darimi | İnterGez

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.