Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
12°C
Hafif Yağmurlu
Paz 15°C
Pts 13°C
Sal 10°C
Çar 12°C

93 – Duha Suresi | Tefsir’ul Munir

93 – Duha Suresi | Tefsir’ul Munir

Duha Suresi | Tefsir’ul Munir ( Vehbe Zuhayli )

Allah Tealâ’nın Muhammed’e (S.A.) Nimetleri:

1- Andolsun kuşluk vaktine,

2- Sükûna vardığı dem geceye ki,

3- Rabbin seni terketmedi. Darılma-dı da.

4- Elbette ahiret senin için dünya­dan hayırlıdır.

5- Muhakkak Rabbin sana verecek de hoşnut olacaksın.

6- O, bir yetim olduğunu bilip de (seni) barındırmadı mı?

7- Seni kaybolmuş bulup da yolunu

8- Seni, bir fakir olduğunu bilip de, zengin yapmadı mı?

9- O halde, yetime gelince kahretme.

10- İsteyeni de azarlayıp kovma.

11- Bununla beraber, Rabbinin ni­metini söyle.

Açıklaması:

“Andolsun kuşluk vaktine, Sükûna vardığı dem geceye ki, Rabbin seni terketmedi. Darümadı da.” Gündüzün başlangıcında güneşin yükselme anı olan duha vaktine yemin olsun. Burada anlatılmak istenen ise, geceye kar­şılık olduğu için gündüzdür. Ve, kişinin elbise ile örtündüğü gibi, yerleşip, karanlığı ile gündüzü kapladığı zaman geceye yemin olsun. Rabbin seni bırakıp terketmedi. Vahyi de senden kesmedi. Bazılarının sandığı veya senin içinden geçirdiğin gibi sana küsmedi, danlmadı. Bu gerçek, Kur’an’m Allah katından olduğuna delildir. Eğer Kur’an -haşa- Peygamberin kendi sözü olsaydı bir kesinti olmazdı.

Sonra da, geleceğinin geçmişinden daha iyi olacağını müjdeleyerek buyurdu ki:

“Elbette ahiret senin için dünyadan hayırlıdır.” Vahyin kesildiği ve ölümün geldiği varsayılsa bile, ahiret yurdu senin için daha hayırlıdır. Zira senin gelecekteki durumun geçmiştekinden daha hayırlıdır. Hergün daha bir aziz oluyorsun, mevkiin de yükseliyor. Seni terkettiğimi sanma. Bilakis, gelen her günde sen daha yücelmiş ve yükselmiş oluyorsun. Bu şerefin yanında her bir şeref ve nimet pek küçük kalır

İmam Ahmed, Tirmizi ve İbni Mace İbni Mesud’dan rivayet ettiler. Dedi ki: Rasulullah (s.a.) bir hasırın üzerine yaslanmıştı. Alnında iz bırak­tı. Uyandığında alnını silmeye başladım ve dedim ki: Ya Rasulallah! İzin verseniz de, hasırın üzerine (yumuşak) bir şey sersek! Rasulullah (s.a.) buyurdu ki: “Benim dünya ile ne işim var? Ben ve dünyanın misali, bir yol­cu gibidir; bir ağacın altında konaklamış sonra da, bırakıp gitmiştir.”

Büyük bir bağışla da müjdeledi onu:

“Muhakkak Rabbin sana verecek de hoşnut olacaksın.” Elbette Rabbin sana bol bir bağış, dünya ve ahirette büyük bir nimet lütfedecektir. Dün­yadaki nimet dini fetihtir. Ahiretteki ise, sevap, Havz ve ümmetine şefaat­tir ki, sen bu verilenlerden hoşnut kalacaksın. Bu, her iki yerde de yücelik ve üstünlüğün ona verileceğine delildir. Dini bütün dinlerin üstünde ola­cak, kıyamet gününde de şefaat ile değer bütün peygamberler ve insan­ların üstünde olacaktır. Ayette “elbette” anlamındaki tekid harfini ve gele­cek ifade eden “sevfe” edatım kullanması, bir maslahat için gecikse bile, lütfün hiç tereddütsüz ve mutlaka olacağını ifade etmek içindir.

Sonra Allah Tealâ Peygamber (s.a.)’ine onu göndermeden önceki nimetlerini saydı. Sanki şöyle demektedir: Seni, daha önce terkedip, bırakmadık da, peygamberlikten sonra unutup, mahcup edeceğimizi mi sanıyorsun?

“O, bir yetim olduğunu bilip de (seni) barındırmadı mı? Seni bilmez bulup da bunları sana öğretmedi mi? Seni, bir fakir olduğunu bilip de zen­gin yapmadı mı?” Rabbin seni, babasız bir yetim olarak bulup, sana sığı­nacağın bir sığmak vermedi mi? O da deden Abdülmuttalib ve amcan Ebu Talip’tir. Çünkü henüz anne karnında iken veya doğumundan sonra babasını kaybetmişti. Altı yaşında iken de annesi Amine binti Vehb vefat et­ti. Sonra, o sekiz yaşında iken vefat edinceye kadar dedesi Abdülmuttalib’in himayesinde idi. Amcası Ebu Talip himaye etti onu. Kırk yaşında Allah onu peygamber olarak gönderdikten sonra bile kendisini himaye ve yardımım sürdürdü.

Seni, dine ait hükümleri bilmez bulup da bunları sana en güzel ve doğru şekilde öğretmedi mi? “İşte biz, sana da böylece emrimizden bir ruh vahyettik. Halbuki kitap nedir, iman nedir, sen bilmezdin. Fakat biz onu bir nur yaptık. Bununla kullarımızdan kimi dilersek ona hidayet ederiz.” (Şura, 42/52).

Seni, aile sahibi, fakir, malsız olarak buldu da, Hatice’nin malıyla yap­tığı ticaret ve Allah’ın sana lütfettiği bereket ve kanaat ile seni zengin etti. Buhari ve Müslim sahihlerinde Ebu Hureyre’den rivayet ettiler. Rasulullah (s.a.)’ın şöyle buyurduğunu söyledi: “Zenginlik mal çokluğu ile değil, gönül zenginliği iledir.” Sahih-i Müslim’de Abdullah b. Amr’dan Rasulullah (s.a.)’ın şöyle buyurduğu rivayet edildi: “Müslüman olan, yeterli rızık verilen ve Allah’ın kendisine verdiği ile kanaat etmeyi nasip ettiği kimse kurtulmuş­tur.”

İbni Cerir ve İbni Ebi Hatim, Katade’den “O, bir yetim olduğunu bilip de (seni) barındırmadı mı? Seni bilmez bulup da bunları sana öğretmedi mi? Seni, bir fakir olduğunu bilip de, zengin yapmadı mı?” sözü hakkında, bunlar Rasulullah (s.a.)’ın Allah Tealâ’nın onu peygamber olarak gönder­meden önceki merhaleleri idi, dediğini nakletmiştir.

Ardından Rabbi, bazı ahlâkî ilkeleri ve bu nimetlere şükrü emrederek şöyle buyurdu:

1- “O halde, yetime gelince kahretme.” Nasıl ki sen bir yetimdin de Al­lah seni barındırdı, sen de yetimi horlama, ona kötülükte bulunma, zaafın­dan ötürü ona zulümle musallat olma. Aksine hakkını koru, ona iyilikte bulun, nazik davran. Kendi yetimliğini hatırla. Bundan dolayı da Rasulul-lah (s.a.) yetime iyi davranır, ona iyilikte bulunup, yetimlere hoş muamele yapılmasını tavsiye ederdi.

2- “isteyeni de azarlayıp kovma.” İlim elde etmek isteyeni, mal isteyeni horlama, azarlama. Bilakis ona güzel bir şekilde cevap ver.

3- “Bununla beraber, Rabbinin nimetini söyle.” Rabbinin sana nimetini an, şükret. Peygamberlik ve hayatın boyunca sana verilen diğer nimetlere şükret. Nitekim nebevi bir duada şöyle gelmiştir: “Bizi nimetine şükreden, onu öven ve benimseyenler kıl. Üzerimizdeki nimetini tamamla.”

Ebu Davud ve Tirmizi sahih dediği bir rivayette Ebu Hureyre’den şöy­le rivayet ettiler: Peygamber (s.a.) buyurdu ki: “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez.”

Kuran

Duha Suresi

Tefsir’ül Münir ( Vehbe Zuhayli ) | İnterGez

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.