Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu
İstanbul
13°C
Az Bulutlu
Cts 12°C
Paz 16°C
Pts 14°C
Sal 11°C

91 – Şems Suresi | Şifa Tefsiri

Kur’ân Kerim Allah kelamıdır, her kelime, her cümle ve her harfin de­lalet ettiği, işaret ettiği, ifade ettiği manalar vardır. Her çağın insanı kendi ihtiyacı kadarını alır. Kendinden sonra gelecek insanlar da aynı ayet-i kerimelerden kendi ihtiyaçlarını alırlar. Bu sûre Mekke’de nazil olmuştur ve 15 ayettir.

91 – Şems Suresi | Şifa Tefsiri

Şems Suresi | Şifa Tefsiri ( Mahmut Toptaş )

1400 sene önce Peygamberimizin dilinden bu ayetler ashabın ve inanmayanların gönüllerine akmaya başladığında, herkes ilmi, yaşı, tec­rübesi, kültürü oranında bu ayetlerden istifade ediyorlardı.

Aynı ayet bin tane insanın gönlüne girdiğinde, bu insanların bir kısmı müslüman, bir kısmı kafir, bir kısmı papaz, bir kışımı cahil, bir kısmı çok değerli İslâm alimi, bir kısmı da müslüman olmakla beraber fazla bilgisi olmayan insanların yüreklerinde çağrıştırdığı manalar ayrı ayrıdır.

Aynı ayet-i kerimeyi devlet başkanı okuduğunda, kendine göre bir anlayışla anlar, çoban okursa o da kendine göre anlar. Şair bir insan ayet-i kerimeyi dinlediğinde onun aldığı zevk ve gönlünde meydana ge­len titreşim ayrıdır, bir ressamın ruhunda meydana getirdiği titreşim ayrı bir şeydir. Çiçeklerin güneşten renk alışı gibi ayet-i kerimelerin de in­sanlar üzerindeki etkisi güneşin tabiat üzerindeki etkisi gibidir. Bu ayrı­lık bize zarar vermez. Yeterki inkara yöneltmesin.

Mekke’nin ilk yıllarında Peygamberimize karşı kafirlerin yıldırma ha­reketine girdiği bir dönemde, Rabbim bu ayetleri indirerek kafirlere bir korku vermek, yaptıklarının sonucunun çıkmaz olduğunu onlara anlat­mak, mü’minlere de bu yoldan yürürlerse başarılı olacaklarını ifade et­mek üzere geçmişten bir örnek verir. Salih (a.s)’ın hayatını örnek olarak veriveriyor..

Salih (a.s) niçin daha çok örnek olarak verilmiş Mekke’lilere? Çünkü Mekkeliler, Salih Peygamberin kavmi olan ‘Semud’u’ menkıbelerinden, şiirlerinden tanıyorlar. Çünkü hicaz bölgesinin kuzeyinde ‘Medyen’ deni­len yerde, Şam ile Mekke arasındaki yerde yerleşmiş ve orada helak olmuş olan bu toplumun asar-ı atikaları dediğimiz eski eserleri, kalıntı­ları hala var. Şam’a, Bizans’a ve Kudüs’e ticaret için gelirlerken o harebelerin yanından geçiyorlar. O insanlar hakkında bilgileri var. “O ihsanlar Peygamberlerine karşı geldiklerinden, isyan ettiklerinden ve azgınlık yaptıklarından dolayı yerle bir edilmişler” diye efsanevi de olsa bir bilgileri var. Onun için Allah (c.c) Salih Peygamberi bir çok sûrede tekrarlar.”

Peki bunlar Mekke insanına deniyor da bize denmiyor mu? Şu anda biz okuyoruz bu.sureyi, bundan sonra gelecek olanlar da bu sureyi oku­yacaklar. Herkes muhatap olarak kendisini kabul edecek! Öyleyse şu­anda muhatap biziz.[1]

1- Andolsun güneşe ve aydınlığına.

2- Ona (güneşe) uyduğu zaman ay’a,

3- Onu (güneşi) açtığında gündüze,

4- Onu (güneşi) sardığında geceye,

5- Gökyüzüne ve onu yapana,

6- Yeryüzüne ve onu döşeyene,

Burada yemin edilenler; güneş ve güneşin aydınlığı, ay ve ayın gü­neşi takip etmesi. Yani güneş batıyor ay geliyor ve aynı zaman da ay ışığım güneşten alıyor. Burada kevni ayetlerin açıklanmasına da işaret­ler vardır.

Günümüzdeki bir kısım insanlarımızın batıya olan bağlılığı Kur’ân’a olan bağlılığından biraz daha fazla. Kur’ân’ın haber verdiğine değil, batı­nın haber verdiğine daha çok önem veriyor. Aynı zamanda müslümanlığından da vazgeçesi yok. Batının buluşlarına Kur’ân’dan deliller bulma hastalığına kapılıyor. Bu da aşağılık kompleksinden kaynaklanıyor. Batıyı hep üstün görme hastalığımız son 150 seneden beri devam et­mektedir.

Günümüzde basın ve yayın organlarında aklıbaşında olan ilim adam­ları, şunu söylüyorlar; “Batı dünyası teknolojide fevkalade ileri gitmiştir. Ancak hukuk teknolojinin tam 100 sene arkasından gelmektedir. Yani Allah (c.c) Kur’ân-ı Kerim/inde, insanoğlunun aklıyla görebileceklerini işaret ederek geçmiştir.

Allah (c.c) insanların temel konularda ve de kıyamete kadar karşıla­şacağı durumlarla ilgili olarak (Kur’ân’daki 5 temel ceza gibi), insanlara cezalandırma hakkı tanımamıştır. Çünkü insanların bölgesine, aklına, kültürüne anlayışına, zevkine göre ceza yasaları koymak suretiyle in­sanları ya çileden çıkaracaklar ya da çığırdan çıkaracaklardır. Allah (c.c) topyekün insanlığın imana gelmesi ve de eğitilmesi için Kur’ân gönderi­yor. İnsanlığın eğitim ve öğretim kitabı Kur’ân-ı Kerim1 dir. Baş öğret­meni de Peygamberimiz (s.a.v) dir. Peygamberimiz insanlara Kur’ân’ı öğretecektir. Hangi metodla? Rabbimin verdiği metodla öğretecektir.

Öğretmen sınıfta öğrencilerine, dersler veriyor. Mesela Coğrafya dersi veriyor, ilgili haritaları gösteriyor. Aynı kâğıt üzerinde dağlar da, ovalarda birer çizgi ile gösteriliyor. Irmakta bir çizgi ile gösteriliyor. Donduran kış bir beyaz renkle gösteriliyor, yandıran yazda bir güneşle gösteriliyor. Yani mevsimler okulun içinde resimlerle gösteriliyor.

Ama Allah(c.c) insanların eğitimde ufuklarının geniş olması için öyle yerlere dikkat çekiyor ki; “güneşe yemin olsun ki” diyor. Böyle bir ye­minle milyonlarca insan başını göğe doğru kaldırıp, güneşe baktığında onun ısısı ve ışığıyla doğrudan gözleri karşı karşıya geldiğinde, gözü ışıkla kamaşırken, aklı da Allah (c.c)’a secde etmek durumunda kalır.

Öyle ya… O ısıyı ve ışığı veren kaynağın kandiline yağ koyma görevi bize verilmiş olsaydı, bizim yapacak hiçbir şeyimiz yoktu. Güneşi bir dakikalığına olsun ısıtma ve ısıtma için gerekli olan yakıtı insanoğlunun vermesi mümkün değildir. Çünkü güneşin içine tojjyekün dünyayı atı-verseniz, sobaya atılan kağıt parçası kadar dayanır.

İşte Allah (c.c) kendi gücünü ve kudretini gösterirken, güneşe yemin olsun, O’nu takib eden aya-yemin olsun, güneşin aydınlığını ortaya çı­kardığında gündüze yemin olsun, güneşi bürüdüğünde geceye yemin ol­sun diyor. Tezatlar var. Gündüzün aydınlığı, gecenin karanlığı. Gökyüzü ve onu yapana yemin olsun. Gökyüzüne herkes hayran, inanan da inan­mayan da hayran. Yani Allah(c.c)’a iman etmektedir. İmansızın hayran­lığı ise, öküzün karpuzun kabuğuna hayranlığı gibi.

Gökyüzüne yemin, sonra onunziddıolan yeryüzüne ve onu döşeyene yemin plsun ki, diyor Rabbim. Müfessirlerimiz buradaki “Dahahe” keli­mesinden de hareketle yeryüzünün yuvarlak olduğuna, Rabbimin işaret ettiğini bize bildirmektedirler. Allah’ın yeryüzünü döşemesi yeryüzünü tezyin etmesidir, süslemesidir.[2]

7- Nefse ve onu düzenleyene,

Yani canımıza ve o canımıza ten elbisesisini giydirene yemin plsun ki! Ten kafesimizin ilim öğrenmesi için yollarını vermiş. Beş duyu dedi­ğimiz; görme, işitme, tadma, dokunma ve koklama özelliklerimiz. Can kuşumuzun da aynı şekilde dışardan gelenleri algılama, onları depo­lama, onların renklerinin ve seslerinin ayrımını yapma özelliklerini de Allah can kuşumuza vermiştir. Yani dışarıda beş duyumuz olduğu gibi, içeride de beş duyumuzu vermiştir. Yani Allah (c.c) insanları yaratıp, başıboş bırakıvermemiştir.[3]

8- Ona günahım da (günahdan)korunmasım da ilham edene (yemin olsun ki),

9- Nefsini temizleyen mutlaka kurtuldu.

Allah (c.c) O nefse fücurunu da anlatmıştır, takvasını da ilham et­miştir. Allah (c.c) insana iyilik yapma melekesini de yerleştirmiştir, kö­tülük yapma melekesini de yerleştirmiştir. Yani her insan, iyilik yap­maya da hazırdır, kötülük yapmayada da hazırdır. Hiçbir insan için şöyle demiyeceğiz; “Yahu bu şerr için yaratılmış, bundan hiç hayır gelmez.”

Temizleme maddesi Kur’ân ayetleri olacaktır. Kur’ân ayetleriyle biz temizleneceğiz. Hangi şeylerin insan ruhunu kirlettiğini ve lekelediğini, hangilerinin de insan ruhunda güller açtırdığım Kur’ân’dan Öğreneceğiz, Peygamberimizin dilinden öğreneceğiz.[4]

10- Nefsini batıran zarar etti.

11- Semud (kavmi) azgınlığı sebebiyle (Salihi) yalanladı.

Nefsinin iyi tarafını basüraa ve kötülüğe bulayanlar ise kaybetmiştir.

“Tağa” “Tağut11 kelimesinin köküdür, tağut ise; Allah’ın dediği olmaz bu ülkede, benim dediğim olur diyen adamdır.

Günümüzde de böyle söyleyen tağutlarm olduğunu görüyorsunuz. “Hala mı Kur’ân’a göre insanları yöneteceğiz?” diyen adam tağuttur. Semud kavmi de, tağutlukları sebebiyle Peygamberlerini yalanladılar.[5]

12- (Semud kavminin) En şakisi (yerinden) fırladığında,

13- Onlara Allah’ın Rasûlü: “Allah’ın devesini ve onun sulanma­sını gözetin” demişti.

Allah (c.c), Kamer Suresinin 28, ayetinde; “Semud kavmine bir fitne olarak deveyi gönderdik” buyuruyor. İçme suyundan su içme işini, birgün deveye, bir gün kendilerine taksim ettiğini, ama devenin su içme günün de suyu alıp depo ettiği, ifade ediliyor ayetlerde. Yani Allah (c.c) bir kural koyuyor ve bu kurala da riayet etmelerini istiyor. Rabbin koyduğu kurala riayet edilmelidir. Böyle olursa Allah (c.c) onların işini kolaylaştırıyor. Deveyi onlara bir mucize olarak gönderiyor.[6]

14- Onu (Salih’i) yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine, Rableri günahları sebebiyle onların üzerine azap gönderdi ve hepsini dümdüz etti.

Allah(c.c), Salih (a.s)’a karşı başkaldıranlara! hem yöneticilerini hem de yöneticilere destek verenleri eşit şekil de helak ediyor. Burada Rabbim şuna dikkatimizi çekiyor; “ben yapmadım ki, ben Allah’a ve Peygamberine karşı bir suç işlemedim ki.” diyemeyiz. Allah’a Peygambere ve Kitabına karşı harb etmiş insanları desteklemek (bu destekleme isterse gönülden olsun) onlarla beraber cezayı hak etmiş olmak anlamına geldiğine, Allah(c.c) bizim dikkatlerimizi çekiyor.[7]

15- Onun (Semud kavminin) sonucundan O (Allah) korkmaz.

Yani bir kavmi helak ederken neticeden korkmaz endişe de duymaz.

insanlar bir kötülük yaparken endişeyi de beraberinde duyarlar. “Ya yakalanırsam, ya onlar da intikamını alırsa” gibi endişe duyar. Ama Allah (c:c) yaptığından sorumlu değildir. Cezalandırdığı insanlardan da hiç endişe duymaz.

Kuran

Şems Suresi

Şifa Tefsiri ( Mahmut Toptaş ) | İnterGez

YORUMLAR

  1. Hasan ERDİNÇ dedi ki:

    bu güzel hizmetten ötürü teşekkür ederim. Allah razı olsun