Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Az Bulutlu
İstanbul
22°C
Az Bulutlu
Sal 24°C
Çar 22°C
Per 20°C
Cum 20°C

108 – Kevser Suresi | Şifa Tefsiri

Bu sûre Kur’an-ı Kerim’in en kısa süresidir. Bu ülkenin 65 milyon in­sanının % 98″i bu sureyi bilmektedir. Sure kısa olduğu gibi ayetleri de kısadır. Çocukluğumuzda ilk ezberlediğimiz surelerdendir. Mekke dev­rinde nazil olmuştur, üç ayettir.

108 – Kevser Suresi | Şifa Tefsiri

Kevser Suresi | Şifa Tefsiri ( Mahmut Toptaş )

1- Biz sana kevseri verdik.

2- Sende Rabbin için namaz kıl, kurban kes.

3- Şüphesiz sonu kesik olan sana kin tutandır.

Kelimelerdeki harfler birbirine o kadar uyumluki, bir kuyumcunun, en harika bir süs eşyasını en hassas aletlerle, en hassas bir şekilde işle­yişinden daha hassas.

Harfler dilimizde sanki bir şelalenin damlaları gibi. Cümle ise sanki bir nehrin etrafına hayat saçarken akışı gibi bir akış.

Dünyanın en harika çiçeklerinden bir demet yapılmış. İşte Allah (c.c) de kıyamete kadar gelecek olan insanların dillerinde virt olsun, zikir olsun, moral olsun, gönüllerim hoş tutsunlar ve ona bağlansınlar, hayatlarına hep dayanak olsun, ona güvensinler diye kısacık bir sure indirmiş.

Allah (c.c) Mekke’li müşriklerin bir iftirasına cevap veriyor. Onlar şöyle diyorlardı. “Muhammed bu kitabı kendisi uyduruyor.” Allah (c.c) de Bakara Suresinde; “Eğer kulumuza indirdiğimiz ayetler ve sureler konusunda şüphe içerisinde iseniz, yani “Muhammed kendisi uyduru­yor” diyorsanız O zaman buyurun siz de bir sure getirin” diyor.[2]

Siz de Arapsınız, Muhammed sizin aranızdan çıktığı için, o da Arap. Sizin bildiğiniz dili O biliyor, O’nun bildiği dili siz biliyorsunuz. Buyurun Mekke’nin bütün ediplerini, şairlerini, nesir ve nazm yazarlarını bir araya getirin ve onlar el birliği yaparak, Kur’ân’ın benzeri bir sûre ge­tirsinler. Kevser suresine denk bir sure getirsinler. Eğer gücünüz yet­mezse, Allah’tan başka ne kadar yardımcınız varsa onları da çağırın di­yor Allah (c.c). Aynı meydan okumaşimdiki kafirler için de geçerli.

Bu sûre şu olay üzerine nazil olmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in üç tane oğlu dünyaya geldi. Hepsi çocuk yaşta vefat ettiler. Bir rivayete göre oğlu Abdullah öldüğünde, bir başka rivayete göre oğlu İbrahim öldüğünde, Mekke’nin imansızları, her an Allah’ın nurunun sönmesini bekleyenler sevinivermişler. Efendimizin çocuğu öldüğü ve ondan sonra da erkek çocuğu olmadığı için, Peygamberimizin ölümü ile de bu davanın son bulacağını söylüyorlar. Araplar arasında da erkek çocuğu olmayanın neslinin tükeneceğine inanış vardır. Çünkü onlar bir ayet-i kerimede bildirildiği gibi şu inançtadırlar. “Kendilerine “kız çocu­ğun oldu” diye müjde getirildiğinde yüzü kararır, kinlenir.”Yani kız çocuğunun olmasından memnun olmaz, bundan utanç duyar. Mekke’li müşriklerin durumu bu.

Günümüzde de aynı durumda olan insanlar var. Mekkeli müşrikler, başta As b. Vail, Efendimizin çocuğu ölünce sonu’kesik anlamına gelen “Ebter” kelimesini kullanıyorlar. “Kendisinin de ölümü ile bu İslâm Davası da bitecek, İslâm nuru da sönecek böylece toprağa karışıp gi­decek” diye Mekkeli müşrikler birbirlerine müjdelemektedirler.

Efendimiz de bir insandır. Can, kan taşımaktadır. O da bu söz üze­rine üzülür. Üzüntüsü Rabbim tarafından bilinir. Allah (c.c) Cebrail’i gönderir. Cebrail ile beraber bu sûreyi gönderir. Cebrail bir gün gelir ve Peygamberimize bu sureyi indirir.

“Biz sana kevseri verdik.”

Kevser; hayrın çok olması manasına geliyor. Allah (c.c) Peygamber (s.a.v)’e biz sana kevseri verdik diyor. Yani dünyada bir insana veri­lebilecek en değerli şeyi sana verdik. Bu dünyada bir insana verilebile­cek en değerli şey.nedir? O gün için sevgili Peygamberimize verilen en değerli şey “Peygamberliktir.” Dünya bir tarafa o peygamberlik bir ta­rafa. Peki bu gün? Bu gün için de bize verilen en değerli şey Allah’a imandır. Dünya bir tarafa imanımız bir tarafa.

İşte Peygamberimize verilen o “peygamberlik” en büyük nimet. Ve o peygamberlikle beraber gelen Allah’ın ayetleri, en büyük hayırdır. En çok hayır işte ondadır.

Şöyle de anlaşılır ayet; “Sana diğer peygamberlerden daha fazla ümmet verdik.” gerçekten de öyledir. 1400 seneden beri geçen milyon­larca müslüman Peygamberimizin adı anıldığında O’na “salat-u selam” getirirler. Bu gün de dünyanın her yerindeki 1,5 milyar müslüman Peygamberimizin adı anıldığında O’na salatu selam getirmektedir.

Rabbim ebter’e karşılık Peygamberimize “Kevser”i vermiştir. Cennetteki kevser ırmağım ve onun toplandığı Kevser Havzını vermiş­tir. Efendimize ebter diyenlerin sonu gelmiş, kendisine kevser verilen peygamberimizin davası ise yayılarak gelişmiş, günümüze kadar gel­miş ve kıyamete kadar da devam edecektir.

Ehl-i Beyt;

1- Soyundan gelenler

2- O’nun yolundan gidenler.

Hepimiz kendimizi ehl-i beyt sayabiliriz. O’nun yolundan gittiğimiz­den dolayı.

Mekke’li müşriklerin sonu gelmiştir. Bugün 20. Asırda “Ben As b. Vail’in torunuyum” diyen bir tek insan yok. Yolundan giden var, o ayrı. Ama soyundan geldiğini iddia eden yok. Ama Peygamberimizin yolun–dan giden milyarca insan var. Aynı zamanda soyundan olduğu için ifti­har eden milyonlarca insan var. Hangisinin sonu gelmiş, hangisinin sonu bitmiş.?

Yani Hz. Fatırha validemizle Peygamberimizin soyu devam etmiş, ama erkek çocuklarıyla Ebu Cehil’in soyu gelememiş. Hatta Ebu Cehil’in oğlu İklime müslüman olmuş ve İslâm’ın yavuz bahadırlarından olmuştur.

Bu sure bu gün bize şunu söyler. Dinime düşmanlık edenlerin sonu gelecektir. İslâm dinine diş bileyenierin sonu gelecektir. İslâm devam edecektir.

Öyle olunca, “Rabbin için namaz kıl ve Rabbin için kurban kes.” Mekke müşrikleri de bir şeyler yapıyorlar. Kabeye gelip kendilerine göre birşeyler yapıyorlar, putlarının önünde kurbanlar kesiyorlar.

Bu sûre Mekke’de nazil oldu. Kurban bayramı Medine’ye hicret» edince ilan edildi. Öyle olunca Kurban bayramından öncede, tarih bo­yunca insanlar Allah için veya putları için kurban kestiler. Rabbimiz de efendimize; “Rabbin için namaz kıl, kurban kes.” buyuruyor.

Rabbim diyor ki; “Sen büyüyeceksin, senin ümmetin büyüyecek, bu ‘ din dünyayı aydınlatacak. Öyleyse bu yolda yürürken namaza devam et, kurban kes.” Biz de asırlardır namazımızı kılmaya, kurbanımızı kesmeye devam ediyoruz elhamdülillah.

Kuran

Kevser Suresi

Şifa Tefsiri ( Mahmut Toptaş ) | İnterGez

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.